PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nazım Hikmet Ran Kimdir?


Burak
18-12-10, 16:18
Nazım Hikmet, (Gerçek ismi: Nazım Hikmet Ran) (d. 20 Kasım 1901, Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova) Türk şair ve oyun yazarıdır. Dünyada en bilinen Türk şairi[1] sayılmaktadır. Eserleri birçok yabancı dile çevrilmiştir. Doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirilmiştir.

1901 yılında Selanik'te doğmuş, 3 Haziran 1963 tarihinde Moskova'da ölmüştür. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesiydi ve ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.

Eserleri birçok dile çevrilmiş, birçok ödül almıştır. Ancak Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiştir. Bu gibi durumlardan ötürü Moskova'ya kaçmış ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. 1963 yılında Moskova'da ölmüştür. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır.

1938'de şairin cezaevine girmesiyle yasaklanıp ortadan kaldırılmış olan Nâzım Hikmet şiiri, Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te yeniden ortaya çıkabildi.

Üslubu ve Başarıları
İlk şiirlerini hece vezni ile yazmaya başlamasında rağmen içerik bakımından diğer hececilerden uzaktı. Şiirsel gelişimi arttıkça hece vezninin sınırlarıyla tatmin olmamaya ve şiiri için yeni formlar aramaya başladı. Sovyetler Birliğinde yaşadığı ilk yıllar olan 1922-1925 arası bu arama tepe noktasına ulaştı.

Hece vezninden ayrılarak Türkçe'nin vokal özellikleri ile harmoni oluşturan serberst vezini benimsedi. Mayakovski ve gelecekçilik taraftarı genç Sovyet şairlerindenden esinlendi. Şiirlerinden bir çoğu müzisyen Zülfü Livaneli tarafından bestelendi. Bir kaç şiiri ise Yunanlı besteci Manos Loizos tarafından bestelendi.

Hayatı
20 Kasım 1902’de Selanik’te doğdu. İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’'ı 1913’te yazar. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi’nde ortaokula başlar. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girer. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçer. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kalır. Bu sırada Hamidye Kruvazör’ünde güverte subayıdır. Bolu’ya öğretmen olarak atanır. Daha sonra Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Kominist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921’de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır. 1924’te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye geri döner. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırılır. 12 sene süren tutuklulktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine kaçar. Moskova'da 1963 yılında kalp krizinden ölür.

Davaları ve Sürgün
1925 yılından başlamak üzere şiirleri ve yazıları yüzünden bir çok kere yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Yurtdışında sürekli olarak Bulgaristan, Rusya, Polonya'da yaşadı.

Davaları
* 1925 Ankara İstiklal Mahkemesi Davası
* 1927-1928 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1931 İstanbul İkinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
* 1933 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1933 İstanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
* 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1936-1937 İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
* 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası
* 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

Ölümü ve Sonrası
1963 yılında Moskova'da geçirdiği bir kalp krizi sonunda sürgünde öldü. Ünlü Novo-Deviçeye (Novodeviche) mezarlığında gömülüdür.

2006 yılında Bakanlar Kurulunun Türk vatadaşlığından çıkarılmalar ile ilgili yeni bir düzenleme yapması durumu belirdi. Yıllardır tartışılmakta olan Nazım Hikmet'in Türk vatandaşlığına geri kabul edilmesi yolu açılmış gibi gözükmesine rağmen Bakanlar Kurulu bu maddenin sadece yaşamakta olanlar için düzenlendiğini ve Nazım Hikmet'i kapsamadığını öne sürerek bu öneriyi red etti.[2]

En bilinen eserlerinin bazıları
* Memleketimden İnsan Manzaraları
* Kafatası
* Unutulan Adam
* Taranta Babu'ya Mektuplar
* Ferhad ile Şirin
* Kurtuluş Savaşı Destanı

Kız Çocuğu
Nazım şiiri Kız Çocuğu Hiroşima'daki atom bombası saldırında ölen yedi yaşındaki bir kız çocuğunun on yıl sonraki yalvarmalarını anlatmaktadır. Şavaş karşıtı bir mesaj olarak büyük bir başarı yakalamış ve birçok müsizyen tarafından şarkı olarak canlandırılmıştır. Zülfü Livaneli Nazım Türküsü'nde şiirin orijinal Türkçe şiiri canlandırdı. Kız Çocuğu'nun I Come And Stand At Every Door olarak bilinen daha serbest çevrilmiş bir biçimi The Byrds tarafından Fifth Dimension albümünde Pete Seeger tarafından en:Headlines & Footnotes albümünde ve This Mortal Coil tarafından Blood albümünde ve daha birçokları seslendirildi. 2005'te, ünlü Shima-Uta şarkıcısı Chitose Hajime Ryuichi Sakamoto ile işbirliği yaparak Kız Çocuğunu Japonca'ya çevirdi.('Shinda Onna no Ko olarak ismi değişti). 5 Ağustos 2005'te 60'ncı yıldönümünde Hiroşima'daki Hiroşima Barış Anıtı'nda canlı olarak söylendi. Şarkı daha sonra Chitose'un 2006'daki Hanadairo albümünde ortaya çıktı.

Burak
18-12-10, 16:19
Nazım Hikmet Ran d:1902 ö:03.06.1963


HAKKINDA YAZILANLAR

Nazım Hikmet'in Aşkları
Sevdayım Tepeden Tırnağa
A.Emin Karaca
Gendaş Kültür / Araştırma-İnceleme Dizisi

Nazım Hikmet'in yaşamında kadınların büyük ve önemli yerinin tanığı çocukluk ve gençlik arkadaşı Vala Nurettin, şu saptamayı yapıyor: "Aslında, Nazım monogamdı. Birini severse -iyice severse- ona sadık kalmak isterdi. Sevemediği sıralarda da, sevilecek birini daldan dala arardı. Bunu bilinçle mi, içgüdüsüyle mi, can sıkıntısıyla mı yapardı? Daha ziyade kadınların ayartma çabasına kurban gittiğini, tanıdığım kadınların sözlü ve yazılı itiraflarından öğrenmiş bulunuyorum." "Nazım Hikmet'in Aşkları" ünlü şairin Nüzhet, Piraye, Münevver, Vera ile evliliklerini, Dr. Lena, Semiha Berksoy, Doktor Galina ve diğer kadınlarla birlikteliklerini; öncesi, sonrası ve yaşanmışlıklarıyla, sevda yüklü dizelerle sarmalanmış olarak bir araya getiriyor. Ayrıca, Nazım Hikmet'in "dayı kızı" Münevver Hanım'la yaşadığı aşk yüzünden çıkan, Adnan Cemgil'in ve Yalçın Küçük'ün Emin Karaca ile polemikleri de kitapta yer alıyor.

Boğaz'daki Aşiret
Mahmut Çetin
Edille Yayınları

"Boğaz'daki Aşiret" başlığı ister istemez "Boğaz Neresi" ve "Aşiret Kim" sorularını akla getiriyor. Evet Boğaz, bildiğimiz Boğaziçi. Genelde kırsal kesimle alakalı bir kavram olan aşiret kelimesi ise Boğaziçi"nde bir kast oluşturan büyükçe bir ailenin tarihini anlatırken hassaten seçildi. Bir sülale tarihi diyebileceğimiz Boğaz'daki Aşiret yer yer Türk Solu tarihi, yer yer de
Batılılaşma Tarihi'nin belirli dönemlerini resmediyor. Aileler arasında evliliklerle kurulan bağların, sanata, ticarete, eğitime, bürokrasiye ve giderek bir yabancılaşma zihniyeti şeklinde hayata nasıl yansıdığı eserdeki ipuçları yardımıyla daha iyi görülecektir zannediyoruz.

Boğaz'daki Aşiret, dört büyük ailenin birbirleriyle irtibatından oluşur. Eser bu sebeple dört bölüm olmuştur. Aile büyüklerinin asıl isimleri seçilerek de Konstantin'in Çocukarı, Detrois'in Çocukları, Sotori'nin Çocukları, Topal Osman Paşa - Namık Kemal kanadı bölümleri ortaya çıktı.

Boğaz'daki Aşiret! şenlikli bir kitap. Ali Fuat Cebesoy'dan Nazım Hikmet'e, Oktay Rifat'tan Refik Erduran'a, Rasih Nuri İleri'den Ali Ekrem Bolayır'a, Zeki Baştımar'dan Sabahattin Ali'ye, Numan Menemencioğlu'ndan Abidin Dino'ya uzanan ilginç akrabalık zinciri. Polonez, Hırvat, Alman, Macar ve Rum kökenli meşhurların, yerlilerle evliliklerinden oluşan "Boğaz'daki Aşiret"in, batılılaşma tarihinde oynadığı roller...

Kimlerin kimlikleri, Çıldırtan çizelgelerle soyağaçları. Ve dipnotlar! Onlar hiç bu kadar sevimli olmamışlardır.



Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı
1902-1928
Cilt: 1
Kemal Sülker
Yalçın Yayınları / Bilim Belge İnceleme Dizisi

... Pek çok belgeye sahip bir yazar olarak bu yapıtımızda daha önce hiç bir kitapta yer almayan, bilinmeyen, ya da bilindiği halde belgesi edinilemeyen olayları günlerini, hatta saatlerini ve belgelerini vererek bir araya getirmeye çalıştık. Böylece Nazım Hikmet hakkında sanırız en derli toplu çalışmayı okurlara sunmayı başarabildik. Şair ve piyes yazarı, romancı, fıkracı Nazım Hikmet hakkında bu ciltler, okurları geniş ölçüde tatmin edecek niteliktedir inancındayız. Nazım Hikmet, çok daha derli toplu, çok daha sağlam incelemelerle yaşayacak, dünyamızın önde gelen onurlu şairlerinin ilk sırasındadır...


Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı
1929-1933
Cilt: 2
Kemal Sülker
Yalçın Yayınları / Bilim-Belge-İnceleme Dizisi

Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı
1934-1935
Cilt: 3
Kemal Sülker
Yalçın Yayınları / Bilim Belge İnceleme Dizisi


Demokrasiden yana olanlarla, faşizme kayanların kesin çizgilerle ayrılmaya başladığı 1934-1935 yıllarında Nazım Hikmet; başarılı, güçlü bir yazarlık sınavı verdi. Mussolini Habeşistan'a saldırmış, faşizmin beşinci kolu General Franko İspanya Cumhuriyeti'ne başkaldırmıştı. Nazım, Habeş halkını, İspanyol Cumhuriyeti için direnenleri savunuyor, bazı kalemler aksi yönde ahkam
kesiyordu. O günleri İstanbul'da yaşayan Kemal Sülker Babıali'deydi. Olup bitenleri öğreniyordu.
... Bu üçüncü ciltte bütün gelişmeler yaşanırken, Nazım, Piraye Altunoğlu ile evlendi. Bu ve benzeri olay ve gelişmeler bu ciltte belgeleri ile verildi. Bazılarının başlıkları şöyle: Nazım'ı karşı saflara davet girişimi, Tahliye sonrası düşünceler, Gericiler Orhan Selim'e saldırıyor, Faşizm Habeşler'e saldırınca, Hitlersever'ler Babıali'de, Sükun yok hareket var, Sağ kanadın
uçuştuğu yıllar, Babıali'nin kan kusanlarından biri daha.

Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı
1936-1937
Cilt: 4
Kemal Sülker
Yalçın Yayınları / Bilim Belge İnceleme Dizisi

Temmuz 1987'de yayımına başladığımız "Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı" inceleme dizisi altı ciltte noktalanacak. İlk üç cildi, ikinci basım beğenisine de kavuşan dizinin bu 4. cildi, Nazım Hikmet'in 1936-1937 yıllarındaki yaşamını kapsıyor. 1938'de iki askeri mahkemede ağır cezaya çarptırılmasına yol açacak ziyaretlerin, arkadaşlığın; bu dönemdeki oluşumu okurlarn elbette dikkatlerini çekecektir.

İşi yüzünden oturdukları konaktan ayrılmak gereğini duyan Nazım'ın; çevresi, anıları, İstanbul'un güzelliğinin Nazım'daki etkileri, Şehir Tiyatrosu Sanatçıları hakkındaki söyleşileri, İzmirli bir okurun Peyami Safa'nın bir eserinin şair Necip Fazıl'dan esinlenerek yazıldığı yorumu hakkındaki mektubunu saklamış bulunması Nazım'ın okurlarına verdiği önemi kanıtlıyordu...

Nazım Hikmet'in Gerçek Yaşamı
1938
Cilt: 5
Kemal Sülker
Yalçın Yayınları / Bilim-Belge- İnceleme Dizisi

Bu 5. ciltte, Kara Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi ile Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nde 1938 yılında sivil ve asker kişiler arasında Nazım Hikmet'in de yargılandığı olaylarla ilgili yayınlanmamış belgeler bulunmaktadır. Türk siyasi tarihinde çok önemli bir yeri olan ve Nazım Hikmet'in 28 yıl 4 ay ceza aldığı bu iki dava en ufak ayrıntısına kadar verilmiştir. Bu ciltte ayrıca, Nazım'ın savunması, yargıtaya başvurması, B.M.M.'sine verdiği af dilekçesi ve avukatların yargılamada okudukları savunmalar ilk kez okurlara sunulmaktadır.