PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : TEMA Vakfının Bilgi Verme..


Burak
11-12-10, 23:24
Erozyon

ünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90'ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli, % 7'si ise hafif şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.

İşlenen tarım alanların %75'inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5'inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.

Türkiye'de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı'na 32 milyon, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.

Amaç dışı arazi kullanımı, hatalı tarım teknikleri, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Burak
11-12-10, 23:25
Küresel Isınma

“Küresel ısınma” denince, bütün dünyada sıcaklığın sistematik bir şekilde artması süreci anlaşılmaktadır. Bu yolla bir iklim değişikliği meydana gelmektedir. Çünkü sıcaklık artınca buharlaşma artar, yağışlar ve hava hareketleri değişir. Küresel iklim değişikliğini; belirli olmayan zamanlarda meydana gelen hava halleri değişikliği ile karıştırmamak gerekir. Örneğin belirsiz zamanlarda veya herhangi bir mevsimde meydana gelen kuraklık (örneğin bizde kış kuraklığı) veya yaz kuraklığı olan bölgelerde yağışlı yazlar olayı “hava değişikliği” olarak nitelenir yani iklim değişikliği değildir. O nedenle son 10-15 yıl içinde, sıcaklığın bütün dünyada sistematik olarak artışı, 1983 yılından itibaren ölçmelerle belirlenmiştir. Son yüzyılın en sıcak ve en kurak yazları son 8 – 10 yıl içinde yaşanmıştır. Sıcaklık ölçümleri ile elde edilen bu sonuçları, bazı buzul erime olayları da desteklemektedir. Örneğin, güney kutbundan şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte buzul parçalarının koparak ayrılması, İzlanda Buzul’larının son 30 yılda şimdiye kadar görülmeyen bir hızla erimeleri, Himalaya ve Alpler’de cereyan eden buzul erimesi süreçleri gibi dünya üzerinde yaygın olarak görülen süreçler “Küresel Isınma” gerçeğinin yadsınamaz kanıtlarıdır.

Burak
11-12-10, 23:26
Biyo Çeşitlilik

Canlıların yaşadıkları ortamlar, olaylar, ve etkileşim halinde bulundukları diğer canlı ve cansızlar, biyolojik çeşitliliğin birer parçasıdır. Her canlı türü, taşıdıkları genleriyle, yaşadıkları yerleriyle, içinde oldukları olaylarla, ve ekosistemin işlemesi için sundukları çeşitli hizmetleriyle, biyosferde kurulu bulunan yaşam-destek sisteminin vazgeçilmez birer parçasıdır. Bu sistemin bir parçası olan insan türü de, biyolojik çeşitlilikten değişik ekonomik, ekolojik, estetik ve kültürel yararlar sağlamaktadır.Ekosistemin ve onun parçalarının bozulması, orada bulunan canlı ve cansızların sunduğu hizmetlerin durmasına, ve en sonunda sistemin tümünün bozulmasına yol açar.

Burak
11-12-10, 23:27
Ormanlar

Erozyon ve orman iki düşman kardeş gibidir. Ormanın bulunduğu yerde erozyon olmaz; erozyonun cereyan ettiği yerde de ormanlar kolay kolay barınamaz. Böylece her ikisi arasında bir ölüm kalım savaşı cereyan etmektedir. Eğer insanlar ormanları tahrip etmeyip korurlarsa, bu savaşta yenilgiye uğrayan daima erozyon olur.

Burak
11-12-10, 23:33
Tarım ve Çevre Kirliliği

Tarım: Toprak, hava ve su faktörlerini kullanarak bitkisel ve hayvansal organik maddeleri üretme bilim ve tekniği.
Çevre: Canlılar üzerinde etkili olan faktörler bütünü.
Faktör: Canlıyı etkileyen etken.
Kirlilik: Uygulanan hatalı tarım sistemi ile toprak, su ve havaya, bileşimlerini bozacak miktarda, yabancı maddelerin karıştırılması.
Fotosentez (Yeşil Bitki + Güneş Işığı = Organik Madde ) (Kimyasal Enerji)

İŞLETME ŞEKLİ---------2001 ALAN (Bin Ha)--------ORAN %
İşlenen Alan------------26.351-------------------33.9
Çayır Mera-------------21.504-------------------27.6
Orman-----------------20.703-------------------26.6
Diğerleri----------------09.237-------------------11.9
TOPLAM---------------77.795-------------------100.0
Ülkemizin Tarım Alanı Miktarları

Modern Tarımın Özellikleri

1) Yalın bitki yetiştiriciliğinde rekabet için harcanan enerji en az seviyede
2) Bir kısım bitki besin maddeleri (B.B.M.) gübre şeklinde verilmekte
3)Toprak hazırlığı ile daha iyi ortam, yeterli hava ve su sağlama kolaylığı
4)Zararlılara karşı pestisit uygulamaları yapılmakta
5) Yüksek verim için sulama zorunluluğu bulunmakta

Çevreyi Kirletici Uygulamalar

1) Kimyevi Gübreleme (Özellikle Azotlu ve Fosforlu)
2) Pestisit Uygulamaları (Organik Kimyasallar)

Halen yeryüzünde tarım alanı olarak kullanılan toprakların ancak %40’ı (ABD ve Avrupa Ülkeleri) modern tarımsal yöntemlerle işlenmekte
Gelişmiş ülkelerde yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı ile her yıl 1 milyon ha tarım alanı tamamen elden çıkmaktadır.
Tarım Toprağını Kirleten Kaynaklar

1) Gübreleme
2) Pestisit Uygulamaları
3) Hatalı Sulama
4) Tarım Alet ve Makinaları

Gübre

Ürünün verim ve kalitesini etkileyen maddeleri içeren organik ve kimyasal bileşikler veya karışımlar.

Türkiye Kimyevi Gübre Kullanımı: 10 424 828 ton/yıl (2000 yılında 6 563 279 ton Azotlu, 3 697 359 ton Fosforlu ve 164 190 ton potaslı)
Gübrelenen Alan: 18 329 000 ha, 5.69 kg/da

Uzun Yıllar Ortalaması
1) Gübre kullanım dozu 8-12 kg/da düzeyinde
2) Trakya’da ortalama doz bunun 2-3 katı

Gübre Dozunun Belirlenmesi
1) Toprak Analizi
2) Bitki Analizi
3) Biyolojik Denemeler

Dikkate Alınacak Özellikler
1) Uygulanma Zamanı
2) BBM’nin Kimyasal Formu (Organik, İnorganik)
3) Uygulanma Şekli ve Parçalama

Nitrat Birimi
a) Aşırı dozlu azotlu gübreleme
b) Bazı iz elementlerin (Mo gibi) noksanlığı bitkide nitrat birikimine neden olabilmekte

1) Bazı bitkilerde lüks tüketim söz konusudur.
2) Kimi bitkilerde NO3 alımı ile özümleme (proteine dönüştürülme) arasında dengesizlik görülür.
3) İnsan gıdalarında ve hayvan yemlerinde ne kadar NO3 bulunursa kanda ve sütte o nispette NO3 bulunur.

Sularda Kirlenme

İlgili gıda maddeleri yönetmenliğine göre nitratın içme suyundaki üst sınırı 45 mg/lt (veya ppm) kaynak sularında ise 25 mg/lt’dir.
Avrupa topluluğunda taban suyu ortamında 50 mg/lt (50 ppm) nitrat üst sınırı olup nitratın zararlı olmaya başladığı sınır değeridir.
Aşırı ve zamansız gübreleme içme sularının niteliği üzerinde olumsuz etki yapar.

1) Azotlu gübrelemede bu etki nitrat iyonunun birikiminden kaynaklanır.
2) Yeterli yağış ve aşırı sulama suyu ile nitrat iyonu yıkanarak toprağın derinliklerine oradan da taban suyuna ulaşır.

Pestisitler

Tarımda Pestisit Kullanımı

1) Günümüzde tarım ürününe zarar veren makro ve mikro zararlı sayısı 67 000 civarındadır.
2) Bunların zararları sonucu üretim kaybı rekoltenin %35’i kadar
3) Bu zararlılarla mücadelede kullanılan kimyasal bileşikler pestisit olarak tanımlanır.
4) Dünyada 2 milyon ton, Türkiye’de ise (1995 yılında) 30 000 – 35 000 ton pestisit kullanılmaktadır.

Olumsuz Etkileri
1) Toksiktirler.
2) Yararlı canlıları da etkilerler.
3) Zararlılar zamanla bağışıklık kazanır.
4) Kalıcı (rezidü) etkileri vardır.

Pestisitlerin Çevreye Kirletme Düzeyleri
1) Pestisit molekülünün niteliği
2) Uygulanma şekilleri ve dozajları
3) Toprak özellikleri
- Kil İçeriği
- Organik Madde İçeriği
4) İklim Özellikleri (Sıcaklık, Nem, Hava Hareketleri)

Pestisitlerin Etkileri
1) Toprak mikroorganizmaları üzerindeki etkileri
- Öldürücüdürler.
- Etki nedeniyle denge bozulur, kimilerinde azalışa, kimilerinde çoğalmaya sebep olabilir.
2) Yüksek canlılar üzerinde etkilidirler (İnsanlar, kuşlar vb.) (Trakya’da süne mücadelesinde kullanılan ilaçların yılanlar üzerindeki etkileri).
3) Balıklar üzerindeki etkiler (Trakya’da çeltik tarımında kullanılan ilaçların Gala Gölü’ndeki balıklar (özellikler yılan balığı) üzerindeki etkileri).

Pestisit Seçimi
1) Doğal düşmanlara etkisi en az olanlar,
2) Dar hatta spesifik spektrumlular,
3) Sistemik etkililer,
4) Toprağa uygulananlar tercih edilmeli

Uygulanma İlkeleri
1) Önerilen doz aşılmamalı
2) Çiçeklenme döneminde ilaçlanma yapılmamalı
3) Zararlıların zarar derecesi ile ilişki irdelenmeleri
4) Doğal denge olabildiğince bozulmamalı

DDT: Nobel Ödüllü
1) 1874 yılında Zeidlen tarafından sentezlenmiş, 1939 yılında insektisit olarak kullanıldı.
2) 1972 yılında ABD’de yasaklandı.

Tarımda Mekanizasyon

Çevre Üzerindeki Olumsuz Etkileri
1) Toprak yapısı bozulur.
2) Tarım toprağının su geçirgenliği dolayısıyla tutulan su azalır.
3) Canlıların yaşam koşulları olumsuz yönde etkilenir.
4) Çeverede gürültü kirliliğine neden olur.
5) Yakıt artıkları ile atmosfer kirliliğine neden olur.

(Prof. Dr. Murat ALTIN)

Burak
11-12-10, 23:36
Su Kaynakları

İnsanların su gereksinimi ile mevcut su kaynakları arasındaki uçurum dünyanın pek çok yerinde gittikçe büyümektedir. Yer altı su düzeylerinin inanılmayacak derecede hızlı düşüşü, suların akıl almaz derecede kirletilmesi, bir çok akarsuyun denize ulaşmadan kaybolup gitmesi, sanayide ve tarımda su kullanımının son derece artması, bu uçurumun başlıca nedenleridir. Bütün bunların sonucunda su kaynakları için rekabet, uluslar arası düzeyde güncel hale gelmiştir. Bu nedenle bir zamanların BM Genel Sekreteri Boutros GALİ, “ Geleceğin savaşları politik nedenlerden değil, su için çıkacaktır” demişti.

Su, yalnız son zamanlarda değil, çok eski tarihlerden beri en değerli doğal kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Örnekler:

M.Ö. IV. yüzyılda, yani bundan yaklaşık 2.400 yıl önce Empodekles, “ Dünya su ve topraktan meydana gelmiştir” diyordu.
Daha sonraları, bu tanımlamanın sınırları genişletilerek “Dört Eleman Kuramı” ortaya atılmıştır. Bu kurama göre, “ Bütün cisimler su, toprak, hava ve ateşten oluşmaktadır” şeklinde bir tanımlama yapılmıştır.
Modern bilimde ise: “Yaşam suda başlamıştır”, “Susuz yaşam olmaz” şeklinde tanımlamalar yapılmaktadır.
Bütün bu ifadeler, dünyanın yapısı ve canlıların yaşamı için suyun ne kadar değerli bir kaynak olduğunu göstermektedir. (Prof. Dr. Necmettin ÇEPEL)

1 Lt Su = 4 Lt Benzin
Dünyada suyun benzinden bile pahalı olduğu kentin hangisi olduğunu biliyor musunuz? Birleşik Arap Emirlikleri'nin en güzel kıyı kenti olarak anılan Dubai'de pahalı olan tek bir şey var: "Su". İsrail, teknolojisiyle kullanma suyunu deniz suyundan elde etmeyi başaran Dubaililerin çeşmelerinden akan bu su rahatlıkla içilebiliyor. Ancak teknolojinin gelişmesi sayesinde çölü vaha haline dönüştürmeyi başaran bu kentin insanları bir litre su içebilmek için tam dört litre benzin parası ödemek zorunda kalıyorlar.