PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Erkeksiziz, O Yüzden Değiştik!


SonSuzLuq
07-07-10, 08:13
Sanki o depremde yıkılan evler değil, insan ruhlarıydı. Depremden sonra, içimizdeki canavarlar su yüzüne çıkmış olabilir. O deprem, ilişkilerin de fay hattının üstünden geçti diye düşünüyorum çünkü sonrasında değişen düzenin ne hızını, ne tarzını yakalayamadım.

O güne kadar etrafımda herkes çift dolaşıyordu. Tek olanlar da, çift olabilmek için uğraşıyorlardı. Şimdi dışarı çıkıyorum ve bu kadar yalnız insanı gördükçe üzülüyorum. Biz kadınların ortak fikri şudur ki; ortada adam yok! Erkeklerin ortak fikri ise şu: ortada kadın yok! Peki, bunca kadın ve erkek, ortalıkta yapayalnız dolaşıyorken, nasıl oluyor da bir türlü buluşamıyorlar?

Beklentiler değişti! Sanırım işin püf noktası bu! Hayat artık üstümüze o kadar yük bindirdi ki, kimseyi çekemez hale geldik. Çekemedik ama sonunda düştüğümüz durum da, hiç iç açıcı olmadı. Kadınlar, cinsel kimliklerini kazandıklarını zannediyorken, ruhlarını kaybettiler. Erkekler, karşılarında bunca kadını onlarla birlikte olmaya hazır beklerken görünce, akıllarını kaybettiler.
“Her akşam aynı yemek yenmez” fikrini ezelden beri seven erkekler, meydanı böyle görünce at koşturmaya başladılar. İlk zamanlar piyasaya çıkıp, hayatın idamesini erkeğe yıkan avcı kadınlar ve özgür kadın ifadesini karıştırıp başka bir hale dönen kadınlar yüzünden, erkeğin de kaybettiği aklı yerine geldi. Bu yerine geliş maalesef kötü oldu çünkü erkek de kendi ruhunu ne kadar kaybettiğini fark edemedi.

Sonuçta, hepimiz kaybolduk! Fazla bedene değdikçe, ruhumuzdan bir parça kopup gitti. Ortada erkek olmayınca, erkeğin tüm görevleri de üstümüze düştü. Zaten çok güçlü varlıklardık, şimdi hepten sertleştik. Kırılmaz bir zırhla dolaşmaya başladık. O kadar erkeksiz kaldık ki, sonunda erkekleştik.

Kapı açmak, sigara yakmak, hesap ödemek, garsonu çağırmak, tesisatı onarmak artık bizim görevimiz haline geldi. Bunları üstümüze aldıkça, erkeklere de yapacak bir şey kalmadı elbette! Onlara da nazlanmak, dırdırlanmak, küsmek, alınganlık gibi roller düştü. Rolleri değiştik! Kötü oldu!

Özümüzü koruyamadık. Kadın yanını saklı tutan kadın, karşısında erkek tavrında bir erkek görmedikçe, zırhını indirmedi. Sürekli duvara toslayan erkek, benim de hakkım bu kaprisleri yapmak diye düşünmüş olmalı ki, ruhlarımızı değişiverdik.

Şimdi ortada, erkek görünümünde ancak tam olarak erkekliğini koruyamamış adamlar, kadın görünümünde ve tüm zarafetini kaybetmiş, kadın yanları eksilmiş kadınlar var. Suç kimde derseniz, her iki tarafın da bu hale gelmemizde eşit derecede suçu var. Ne kadın, ne erkek kimliğini koruyamadı. İktidar savaşı de, cinsiyet savaşı de, en dersen de ama ortadaki tablo hiç de parlak görünmüyor. Belki bizden birkaç kuşak sonra her şey yerine oturacaktır. Ama olan bizim nesillere oldu!